:::: MENU ::::

Yeni sinema yasa taslağı için film yönetmenlerinden açıklama

FGENEL YAKLAŞIM
2004 yılında sinema sektörü, ilgili bakanlık ve TBMM ‘nin genel katılımıyla çıkarılmış olan 5224 sayılı Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklemesi Hakkında Kanun, ülkemiz sinema sanatının önünü açmış, geçmiş dönemlerin yasaklayıcı cezalandırıcı yöntemlerini ortadan kaldırmıştır. Bu açılımla sinemamız nitelik ve nicelik olarak ciddi bir gelişme, büyüme ve uluslararası başarılar elde etmiştir.
Yürürlükteki yasanın eksiklerini revize ederek sinemamızın ulusal ve uluslararası alanda daha da gelişmesi için Sinema Genel Müdürlüğü ve sinema sektörü uzun süredir uyumlu ortak bir çalışma yürütmüş olmakla birlikte taslağın meclise gönderilen hali üzerinde farklı görüşler ortaya çıkmıştır.
Bizler bu ülkede eser üreten yönetmenler olarak Meclisimizin ilgili komisyonuna sunulan yasa taslağının son halini incelediğimizde bazı maddeler üzerinde görüşlerimizi sizlere iletmenin sektörümüz ve dolayisiyle ülkemiz açısında daha faydalı olacağı kanaatine vardık.
GÖRÜŞLERİMİZ
1-Taslak, yürürlükteki kanunun eksiklerini giderici ve destekleme biçimini daha da kolaylaştırıcı bir öz taşımaktadır. Desteklerin geri ödemesiz bir şekle dönüşmesi ile oldukça ileri bir yaklaşım gösterilmiştir. Ayrıca ortak dış yapım desteğinin tanımlanmış olması ise hem ülkemizin tanıtımı açısından önemli bir adım olmuş, hem de sektörümüzün yapacağı işbirlikleri ile elde edeceği deneyim ve pazarlama kapasitesine önemli katkı sağlayacaktır. Bunların dışında da sektöre katkı sağlayacak önemli ekler yapılmıştır.
2-Her çıkan yeni yasa nasıl ki evrensel bir ilke olarak “geriye doğru işlemez” prensibine uygun davranmak zorundaysa , yine her çıkan yasa bir önceki yasanın getirdikleri olumlu maddelerin de gerisine düşemez ilkesinden hareket etmelidir.
Bu anlamda önerilen teklifte bazı maddeler eski yasanın gerisine düşmüştür.

a) MADDE 7: Eski yasa 12 Eylül yasaklarını ortadan kaldırmış ve “Yasaklama ve Sansürleme” yerine sınıflandırma yolunu seçmişken: Yeni önerilen yasanın “Uygun bulunmayan filmler, ticari dolaşıma ve gösterime sunulamaz” önermesi bir geriye gidiştir. 30 yıl geriye gitmek Türkiye’ye yakışmayacaktır
b) Aynı maddede yer alan ve ülkemizde düzenlenen film haftaları ve festivallere davet edilen filmlerin sınıflandırmaya tabi tutulması da önemli bir sorunu beraberinde getirecektir. Örneğin A festivali ortalama 200-250 filmle program yapmaktadır. Bu filmlerin o süre içinde değerlendirilip sınıflandırılması ve bu neticeye göre program yapılıp kataloglar basılmasını imkansız hale getirir. Kaldi ki değerlendirme kurulunun bu kadar filmi izleyip değerlendirme yapması da zaten imkansız bir şeydir… Önerilen yasaya göre “Eğer değerlendirmeye sokulmayacaksa +18 yaş işareti konur” maddesi her durumda (örneğin çocuk filmleri festivali vb) işleyebilecek bir madde değildir,ayrıca haftalık olarak çekilip tv’lerde yayınlanan dizilerin bu kadar şiddeti ve ayıbı içerdiği halde bir sınıflandırmaya tabi tutulmazken, sinema filmlerinin bu kadar yaygın izlenmemesine rağmen böyle sert ve yasaklayıcı bir denetime tabi tutulmaya çalışılması da zaten temelsiz bir yaklaşımdır.

c) MADDE 6’da yer alan değerlendirme komisyon üyelerinin belirlenme biçimi son derece sakıncalıdır. Komisyonu oluşturan 7 üyenin sadece üçünü Sinema Meslek Birlikleri önerebilecek. Bu önerilen 3 üye içinden bakanlık uygun bulduğunu seçecek ve uygun bulmadığının yerine yeni öneri isteyecek. Geri kalan 4 üyeyi ise yine bakanlık kendi inisiyatifi ile seçecek. Bu komisyonların doğru proje seçebilmesi için özellikle yönetmen, yapımcı ve senarist ağırlıklı olması, yani sinema sektörünün esas çoğunluk ta olması şarttır. Yasa bu haliyle çıkarsa değerlendirmeler sinemayı değil, her siyasi iktidarın seçtiği “özel” üyelerle kendi siyasi/sanatsal vb görüşlerine yakın bireylere yönelir ki bu da sinemamızın önünün daha da açılması hedefimizi tökezletir ve bu yasa eliyle sinemamızın önünü tıkar. Siyasetler üstü mesleki yeterlilik kurulların oluşumunun ana ilkesi olmalıdır.

d) MADDE 9: “Sinema Donanım Desteği” bu olumlu destektir. Ama asıl sorun bu günde büyük tartışmalar neden olan salon tekelleşmesi ve keyfiyettir. Sektörün “anti tekel yasasına aykırı” itirazlarına rağmen Mars/AFM birleşmesi, yapımcı,aynı zamanda dağıtımcı ve aynı zamanda salon sahibi tekelleşmelere izin verilerek bu günkü problemin temeli oluşturulmuştur. Bu gün salon tekelleşmesinin yarattığı sorunlara itiraz eden gişe temelli film yapan şirketler, daha önceleri kendileri büyük salon zincirini elinde tutanlara baskı yaparak , bağımsız filmlerin dağıtımını engelleme yoluna gitmişlerdi. Şimdi ise bu büyük tekelleşmenin zararları ile kendileride karşı karşıya kalmışlardır. Bu gün büyük salon işletmecileri bağımsız filmlere kapılarını tamamen kapatmış durumdadırlar.Bütün Avrupa’da olduğu gibi bağımsız salonlar zincirinin oluşturulması ve bu oluşumun olabilmesi için de yerel yönetimlerin ve bakanlığın bu salonlara yıllık destek vermeleri gereklidir. Yoksa dünyada ülke sinemamızın yüzünü güldüren Türkiye’nin adını dünyada duyuran bağımsız sinema yaşayamaz. Bakanlığın desteklediği filmlerin sinemalarda gösterim alanı bulamamasının altında yatan neden budur. Bu nedenle bu yasada yaygın gösterim salonlarının dışında bağımsız filmlere salonların açılmasını teşvik edecek bir maddenin olması zaruridir. Bağımsız filmleri özellikle de bakanlığın desteklediği filmleri gösteren sinema salonlarına destek verilmesi çok faydalı olacaktır. Bu destek sayesinde salon sahibi destek aldığı için daha ucuz biletle bağımsız filmi salonuna sokacak ve seyirciyle buluşmasına ortam yaratacaktır. Bu destek aynı zamanda sinema izleyicisini de desteklemek anlamı taşıyacaktır. Zaten bu yasanın var olma nedeni ülkemizde nitelikli sinema sanatının üretimi ve bilinçli bir seyirci ortamının yaratılmasıdır.Tüm Avrupa’da bu yöntemle bağımsız sinema salon zincirleri oluşturularak sinema sanatı öncelikli filmlerin seyirceye ulaşmasına ortam sağlanmıştır.

e) MADDE 14’de tanımlanan çekim alanlarında izin, ücret ve güvenlikle ilgili Koordinasyon Kurullarının işleyişi daha açık tanımlanmalıdır. Aksi taktirde çekilecek filmlerin senaryolarını isteyip ve bu senaryoların bölgede çekilip çekilmeyeceğine karar vermeye kalkan bir makamla karşılaşabiliriz. Bu da yıllardır sıkıntısı çekilen ortak dış yapımların Türkiye’ye gelmesinin temel nedeni olan bürokratik engelin daha da derinleşmesine neden olur.

f) MADDE 10 geçici 4- Teklif kanunun yürürlüğe girmesinden önce destek almış ve sözleşme imzalayarak mali taahhütlerini tamamlamış ama hala filmleri yapım aşamasında olanların bu kanundan yararlanmasında bir sorun olmamalıdır. Çünkü bu konuda yeni yasanın sözleşme kurallarından farklı bir şey olmayacaktır. Sadece yeni yasanın önerdiği “GERİ ÖDEMESİZ” işleminden yararlanmış olacaklardır. Bu da ilgili makamları bürokratik mesaiden kurtaracaktır.

SONUÇ
Her yeni yasa bir önceki yasaya göre daha ileride daha ön açıcı ve kolaylaştırıcı olmalıdır. Ayrıca her yasanın temelinde olması geren “Yasanın Ruhu” ilkesinde, devlet ve yasa koyucu vatandaşlarına güvenme duygusunu kaybetmemelidir.
Yüce meclisimizin gereğini en iyi şekilde yapacağına güvenerek, yukarıda bahsettiğimiz hayati konuların da yeniden incelenerek yasanın daha çağdaş ve dünya standartlarına daha uygun bir yasa olacağı inancıyla çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.

Film Yönetmenleri



Aram Gülyüz’ü kaybettik…

Bugüne dek 200′e yakın sinema filmi ve dizinin yönetmenliğini üstlenmiş, Türk sinema tarihinin usta ismi Aram Gülyüz hayatını kaybetti. Ailesine, sevenlerine ve tüm sinema camiamıza başsağlığı diliyoruz…


Asaf Özpetek’i kaybettik…

Değerli Üyelerimiz,

AFS Film’in kurucularından, Ferzan Özpetek’in ağabeyi Asaf Özpetek’in vefat haberini üzülerek sizlerle paylaşıyoruz. Tüm sevenlerine ve ailesine baş sağlığı diliyoruz.

Saygılarımızla.
Film Yönetmenleri Derneği


Geçmiş Olsun Yunus Hiçyılmaz

image

Derneğimiz üyelerinden Yunus Hiçyılmaz BURSA MURADİYE DEVLET HASTANESİ’nde (MEMLEKET HASTANESİ) kalp ameliyatı olmuştur. Şu an kardiyoloji bölümünde 1. Kat’ta yatmakta olan Hiçyılmaz’a, tüm sinema camiası adına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

Destek olmak isteyenler için hesap numarası:
Vakıfbank
00158003211553488


fİlm yapım yönetim gelİştİrme atölyesİ (3)


Saygıyla anıyoruz…

6 sene önce aramızdan ayrılan yönetmen Yusuf Kurçenli’yi saygıyla anıyoruz…


Münir Özkul’u kaybettik

Sinemamızın gelmiş geçmiş en büyük oyuncularından Münir Özkul’u keybettik. Ailesi, yakınları ve tüm sinema camiasının başı sağolsun…


KATILMIYORUZ!

Sinemacı meslektaşlarımıza,

53 yıldır devam eden ve son onbir yıldır uluslararası bir nitelik kazandırılmış olan Antalya Film Festivali’nde bu sene sinema sektörüne ve daha da önemlisi Antalya halkına danışılmadan alınan ani bir kararla, “Ulusal Yarışma Bölümü” kaldırılmıştır. Hep bildiğiniz gibi belgesel film yarışması ve kısa film yarışmaları da süreç içerisinde kapatılmıştı. Böylece Antalya Film Festivalinin ulusal yarışmalar çerçevesinde çeşitli etkinliklerle birlikte en büyük kültürel buluşma ortamı sona erdirilmiştir.

Festivalin düzenleyicisi Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Menderes Türel’in gerçeklerle örtüşmeyen gerekçeleri de dahil bu davranışın hiçbir mantıksal açıklaması yapılmamıştır. Festivalin uluslararası niteliğinin güçlendirilmesi gibi gerekçeler on bir yıldır uluslararası yarışmanın yapıldığı Antalya’da ulusal yarışmaların nasıl bir engel teşkil etmiş olacağını açıklayamamaktadır.

Ulusal Yarışma Bölümü’nün kaldırılmasının doğuracağı sakıncalar, meslek birlikleri, sendikalar ve meslek örgütlerinin oluşturduğu sektörün tümünü kapsayan geniş bir katılımla festivali düzenleyen Antalya Büyükşehir Belediyesi ve kamuoyu ile paylaşılmış ancak bu kararı alanlar çağrılara kulaklarını tıkamışlardır.

Bu kararı alanlar; Türkiye’nin en geleneksel, kendine ait bir tarihi ve belleği olan en kalıcı film festivalini kendisini ortaya çıkaran enerjiyi, yani Antalya’lı sinemaseverleri ve biz sinemacıları bir basın duyurusuyla ortada bırakacak kadar benmerkezci ve değerbilmez tutumlarını sürdürmüşlerdir.

Biz sinema sektörümüzün meslek birlikleri, dernekleri, sendikaları ve vakıfları olarak;
Sinema endüstrimizin ulaştığı gelişim seviyesini görmezden gelen, özgür ve çoksesli bir sanat şenliğine tahammül etmeyen, üretilen filmlerimizin seyirciyle buluşma imkânını ortadan kaldıran ve film üreten tüm kesimleri yok sayan Antalya Film Festivali’nin, yeniden tüm ulusal yarışmaların ve etkinliklerin yer aldığı bir festivale dönüşünceye kadar hiçbir etkinliğine katılmama yönünde karar aldığımızı üyelerimize bildiririz.



Sayfalar:12345
Fazla kilolardan mı şikayetçisiniz? O halde neden mide küçültme ameliyatı nı denemiyorsunuz. mide küçültme ameliyatı, zayıflamak isteyenler için kesin bir çözüm sunuyor. Üstelik çok kısa bir süre içersinde hayal ettiğiniz kilolara kavuşabilirsiniz.
Caminin önünde ve iki yanında geniş cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir. İç avluya, biri cepheden ikisi yandan olmak üzere herbiri merdivenli 3 kapıdan girilmektedir. Bu kapılarla dış avlunun cümle kapısı, ozamana kadar benzeri görülmemiş bronz kapılardır. Kubbeden aşağı doğru indikçe mekan yayılmaktadır. Bu piramidel yükselme ve yayılma sonucunda göz yanlara ve yukarıya doğru aynı mesafelere ulaşmaktadır. Bu özelliklerden dolayı, mekanın neresinde olursanız olun, bütün mekana hakim görüş sağlarsınız. Kubbe yaklaşık olarak 43 metre yükseklikte ve köşeleri pandantifle doldurulmuş 4 muazzam kemer üzerine oturtulmaktadır. Caminin su basmanı üzerinde olması ve kubbe yüksekliği nedeniyle pencereleri oldukça fazladır. Böylece caminin içini süsleyen binlerce çini ve kalem işleri tatlı ışık altında görülmektedir. Caminin içindeki en önemli unsur, ince işçilikle yontulmuş mermerden yapılma mihraptır. Bitişik duvarları, seramik çinilerle kaplanmıştır fakat çevresindeki çok sayıdaki pencere onu daha az ihtişamlı gösterir. Mihrabın sağında, Caminin en kalabalık halinde dahi olsa, herkesin imamı rahatça duyabileceği şekilde dekore edilmiş mimber bulunur. Caminin içi her katında alçak düzeyde olmak üzere 50 farklı lale deseninden üretilmiş 20binden fazla çini ile döşenmiştir. Alt seviyelerdeki çiniler, geleneksel galerideki çinilerin desenleri çiçekler meyveler ve servilerle gösterişli ve ihtişamlıdır.